Felsefi BaÄŸlamda KiÅŸilik
Kişilik, tanım itibariyle uzlaşma sağlanamamış bir kavramdır. Genel manada, bireyin kendisinden kaynaklanan, diğer insanlardan farklı davranış kalıplarıdır. Kişilik, biyolojik ve çevresel faktörlerin etkisinde kalarak oluşur ve gelişir.
Freudyen kurama göre kişilik üç katmandır. Bilinç altına hitap eden, en bayağı zevkleri iteleyen hedonist ‘id’, idin hizmetkarı ‘ego’ , doğru ve yanlışları ayırt etmek için kişiliğin bir süzgeci niteliğinde ‘süperego’… Diğer yandan insan, eros ve thanatos içgüdülerine sahiptir. Eros yaşam, Thanatos ise ölüm içgüdüsü olup yaşam boyu insana dinamik kazandırırlar. Kişi hayattan her istediğini elde edemez. Nitekim realiteye aksettirilemeyen cinsel arzular, istekler, fetişler bastırılır. Bastırılan bu arzu ve istekler farklı platformlarda farklı şekillerde tezahür ederler. Mesela İspanya da yapılan boğa güreşleri bu kurama güzel bir örnektir. Boğa güreşleri insanların kan görme isteklerini gün yüzüne çıkartan, ölümü yücelten, bastırılmış duyguları tecrit edilmiş hakiki bir platforma taşıyan bir misal niteliğindedir. İnsanlar boğaları
n mızraklarla darp edilmesiyle ortaya çıkan kandan zevk alırlar. Bilinçaltındaki kan görme isteği bu yol ile yer değiştirir.
Darwin doğal seleksiyon, Hobbes ve Spencer güçlülerin hegamonyası düşüncesi altında öjenik bir toplum yapısı yaklaşımıyla Freud ile aynı düşünce kalıbının mümessillidir. Batı düşünürleri genel itibarla bu kanıdayken, Doğu hangi düşüncedeydi?
İlk başta, Doğu düşünce geleneği, Batıdaki gibi sadece beden güdümlü hareket etmeyip yaratıcı güçlerin, yani bedenin de içinde bulunduğu ( beden-ruh-akıl) diyagramı, ayrımına gitmeyip birleşimini öngörmüştür. İslam düşüncesinden yararlanacak olursak insanın en güzel surette yaratıldığı hakikatene muhatab oluruz. Yaratılanların en şereflisi olan insan bu yüksek merhaleden kendi iradi seçenekleriyle ‘esfelesafilin’ diye tabir olunan en düşük merhalelere kadar düşebilir.Kişilik bir nevi zıtların orkestrasyonunu temsil eder. Freudyen bakış açısındaki gibi ‘bastırma’ söz konusu değildir. Ego yani nefis ne bastırılır ne de imha edilir. ‘ Daha iyi bir insan olabilirsin’ telkiniyle nefsin tekamül ettirilmesi, daha anlamlı bir düzleme oturtturulması , ruhsal ve değersel bir irtifanın kazanılması yoluna gidilir.
Kendini münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi olarak tanıtan Cemil Meriç in bir denemesinden esinlendiğim şu sözler çok manidardır. ‘’ Upanişat* ‘tanrısın’diyor.Freud ‘itsin’ diyor.Hangisi haklı? Şairi dinleyelim:
‘’Gökten yücesin, topraktan bayağı
Yokluk zulmetiyle bağlıysan toprak,
İlahi nurun tecelligahı isen arş… (feyz-i hindi)
*upanişat: Hint in mukaddes kitaplarındandır. Sanskritçe yazılmış bu metinlerin sayısı 108 ila 1180 arasındadır. Nazım ve nesir içiçedir.