Analiz, Gökhan ÖZCAN, Psikoloji-Sosyoloji, Toplum, Yazarlar

Çağdaşlaşma ve Kültür Bozumu

unigundem-modernlesme-ve-kultur-yozlasmasiÇağdaşlaşma, uzun yıllardır insanların ve toplumların uzun süreli hafızalarına kaydettikleri ve bir daha unutacaklarını da sanmadığım bir kavram… Tam bir tanımı olmamakla birlikte aynı zihnin dışavurumları olan “ batılılaşma, modernite ” gibi kavramlarla açıklanması daha makul olacaktır.  

Batıda modernite, başta skolastik düşünce ve kilise hegamonyasının ipini çeken Rönesans olmak üzere, aklın bilimin bir söylem haline geldiği Akıl Çağı, akabinde sekülerleşmenin döllendiği,  çağın sosyal mühendislerince insana bir dünya cenneti oluşturma çabasına girildiği “Aydınlanma ve İdeoloji” çağlarının kucağında doğmuştur denilebilir. Modernite görüldüğü gibi batılı bir zihniyetin ürünü, batılı gibi düşünmek, batılı gibi karar vermek, batılı gibi davranmak’ gibi parametrelerin telkiniyle vazifeli bir kavramdır.

Peki modernizm nedir? Marx’a göre her ne kadar ‘iktisadi açıdan güçlü olan toplumların, güçsüzler için oluşturmaya çalıştığı bir imaj ‘ olsa da bu imajın oluşturulması sosyal kurumların, ilişkilerin ve bilincin değiştirilmesiyle mümkün olacaktır. Modernizmin sorgulanmaya başlanmasıyla, evrilerek daha masum bir kavram haline gelmiştir ; ‘çağdaşlaşma’

Çağdaşlaşma, batıya kıyasla doğuda ideoloji inanç, değer ve kurumların değişmesiyle  vuku bulmuştur. Nitekim Niyazi Berkes’e göre  ‘ Çağdaşlık  kutsallaşmış gelenek boyunduruğundan kurtulmaktır.’ Berkes bu sözüyle  bir yerde ‘ Doğuda ictimai değişiklikler ancak Avrupa’nın istilası sayesinde gerçekleşebilir’ diyen Marx’ı tasdik ediyor. Perspektifimizi günümüz Türkiye’ sine çevirdiğimizde Berkes ve Marx’ın maalesef haklı olduğu yönlerin giderek arttığını görmekteyiz.

Toplum olarak _elbette toplumun tamamını kastetmiyorum_ kraldan çok kralcı oluyoruz ‘çağdaş olmada’. Çünkü en yapılmayacak şeyi yapıp, çağdaşlaşma ve modernleşme kavramlarını bilinçli bir şekilde emmeyip posasından medet umuyoruz. Anlayış gözeneklerimizi kapatıp tarihimizi hiçe sayıyor, değerlerimizi zaten tanımıyoruz. Kültürden siyasete, eğitimden sosyal hayata, medyadan sanata bir ‘kimlik amnezisi’ yaşıyoruz. Çünkü geçmişe küfredip, gelecekten medet ummak gibi bir ahmaklığa kurban gidiyoruz. Değerler çukurundan ‘kimlik’ ipi olmadan çıkmaya çabalıyoruz ancak bunu yaparken kişiliğimizi de yıprattığımızı hiç düşünmüyoruz. Bu da kendimizi ve bu zilletlerden haberdar olmayan insanımızı inkara götürüyor. Bu kadar serzenişten sonra size bir örnek vermek istiyorum.

Rol aldığı cinsel içerikli bir sahneden dolayı ciddi eleştirilere maruz kalan sinema sanatçımız “Bennu Yıldırımların” verdği röportaja bakalım. “Ben de Kate Winslet gibi sadece mesleğimin gereğini yaptım. O yapınca oradaki insanlar onu Oscar a layık gördü. Burada ise olay çıkıyor. Bu nasıl tezattır?” Sayın Yıldırımlar üzerinde biraz düşünüldüğünde bu tezat değildir zaten. Tezat abası altına saklanmış Merton’un “ Toplumun teklif ettiği amaçlarla, bu amaçları elde etmememizi sağlayan meşru vasıtalar arasındaki bir uyuşmazlık”  olarak tanımladığı bir anomi, bir kültür bozum bir yanlış model almadır.

Gökhan Özcan
Psikoloji Bölümü
İstanbul Ticaret Üniversitesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

No comments yet.

Add your response