Thomas More’un Utopia’sından Eşitlik ve Adalet …
Thomas More Utopia’sını yazdığı dönemde Avrupa ve tabiidir ki İngiltere buna müsaitti. Zira Avrupa Devletlerindeki Kralların baskıları, zorbaca yönetimler, düşünce özgürlüğü kısıtlamaları, Katolik mezhebinin etkileri insanları iyiden iyiye bu durumdan şikayetçi hale getirmişti.Fakat halk şikayetini açıkça dile getirmekten çekiniyordu; ya sessiz kalma hakkını kullanıp bu duruma –zorla da olsa- rıza göstermeye devam edecek, ya da Thomas More’un yaptığı gibi edebi bir dille üstü kapalı bu durumu eleştirecekti.Evet, More dürüst bir insandı ve bu duruma sessiz kalamazdı, nitekim kalmadı da.
Utopia ile dönemin Avrupasını karşılaştırırsanız göreceksiniz ki bir özlem var Utopia’da . Sınıf farklarının getirdiği güçlülerin zayıfları ezmesi gibi konular insanlarda eşitliğe bir özlem oluşturmuştur. Bunun içindir ki More, Utopia’sında sürekli eşitlikten bahseder. İnsanların eşit haklara eşit şartlara hatta eşit elbiselere sahip olduklarından söz eder. Avrupa’da azınlık servetin çoğuna, çoğunluk ise servetin azına sahip olduğundan yakındığı için Utopia’da herkes ulusal servete eşit şekilde sahiptir.
İşte tam da burada birkaç soru sormak istiyorum: Eşitlik isteği/ihtiyacı tam olarak neden doğmuştur? More’a eşitliğin tek çözüm olduğu ve insanların ancak eşitlikle mutlu olabileceği fikri nereden gelmiştir?
Cevap:”ADALETSİZLİK”ten…
Malum, More 1478-1535 yılları arasında yaşamıştır. Yani Skolâstik Avrupa’nın sonu Rönesans’ın filizlenmeye başladığı yıllar. Avrupa’nın dibe vurup su yüzüne çıkma zamanları.
Peki Asya’da durum nasıldı? Anadolu’da yanan Osmanlı Adalet Meşalesinin en parlak olduğu dönemler. İstanbul fethediliyor… Mısır fethediliyor… Muhteşem Süleyman (Suleiman The Magnificent-Avrupalıların deyimiyle-) Viyana Kapılarını zorluyor.
Aynı dönemlerde Osmanlı Coğrafyasında bir Utopia’nın yazılmayışının nedeni neydi?
Cevap:”ADALET”.
Tabii ki tarihi olayları dönemin ve o günkü ortamın koşullarıyla değerlendirmek gerekir.
Osmanlıda bir Utopia yazmaya gerek yoktu. Çünkü insanlar zaten bir “Adalet Utopia”sında yaşıyorlardı. Ve eşitlik –mutlak eşitlik-ten bahseden de yoktu. İnsanlar özgürlüklerine eşitliklerinden daha düşkündür denilir. Eğer tamamıyla özgür bir ortamda yaşıyorsanız eşitliğe pek de ihtiyacınız olmadığını hissedeceksiniz(tabii burada kastettiğimiz ekonomik özgürlük, yoksa hak ve hukukta herkes eşit olmalı).
“İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır” Victor Hugo.
Ömer Faruk Hazlıpınar
Psikoloji Bölümü
İstanbul Ticaret Üniversitesi