Analiz, Gökhan ÖZCAN, Psikoloji-Sosyoloji, Toplum, Yazarlar

Kişilik-Kimlik Bağlamında Psiko-Antropoloji

antropoloji-unigundemAntropoloji, tevellüdü’’Keşifler Çağı, Aydınlanma ve Darwinizm’e dayanan bir sömürge bilimidir.(Desek abartmış olmayız herhalde)Keşifler Çağı’nda Avrupa’dan çıkıp dünyanın muhtelif kıtalarına ayak basan Batılılar, bu topraklarda kendilerine benzemeyen,’’Shakespeare’’ in deyimiyle ‘’sıkıcı ve dilsiz kabileler’’ ile karşılaşmışlardır. Avrupalı hiç durur mu? Girişimci ruhuyla, yerlilerin topraklarını gasp etmiş, ‘‘Hollywood filmlerinde, ıssız adadaki hazineyi almaya gelen yabancılar’’ figürüne ilham olacak şekilde, onların maddi zenginliklerini zimmetleyip sömürge imparatorlukları kurmuşlardır. Bu da yetmemiş, bazılarını katledip, bazılarını da köle olarak süründürmüşlerdir. Sanayi devriminin altyapısı da işte bu ‘’korsani’’(!) keşiflerle hazırlanmıştır.

Çağ, Aydınlanma Çağı; kilise sessiz, Hobbes insanı kötü ilan ederken Romantikler, bu Kabile karşı Habil kesiliyor. İnsan tanrı katına çıkarılıyor. Ve Darwin … Tanrı katına yükseltilmiş insanın basit canlıların tekamülünden ibaret olduğunu söyleyerek Zeitgeist(devrin ruhu) cenininden dışarı çıkıyor. Darwin ‘in şakirdi Herbert Spencer ise öjenik (yapay) bir toplum vizyonuyla ırkların ayakta kalabilmesini ancak yaşam mücadelesiyle mümkün olabileceğini söylerken Avrupalıyı asil bir ırk addedip, diğer ırklara, Avrupalıya fiziksel benzerliği nisbetince değer veriyor. Antropoloji çalışmaları bu şekilde başlamış oluyor.(hala abarttığımı düşünüyor musunuz?)

İnsan ve insan toplulukları bilimi olan antropoloji, determinist, ,indirgemeci bir mantıkla yine insanla uğraşan psikoloji bilimiyle fevkalade bir ilişki içerisindedir. İnsan kitleleri, tek bir insanın kişiliğinden etkilendiği gibi, kolektif bir kimlik de insan kişiliklerini etkileyebilir. Meramımı daha münasip bir üslupla anlatmaya çalışayım.

modern-unigundemTüm antropoloji psikolojiktir diyerek, kişiliğin kimliği etkilediği görüşü üzerinde durabiliriz. Mesela sosyolojinin kurucularından Max Weber, Marx’a inatla üst yapının(din, gelenek-görenekler, adetler, kültür) altyapıyı(ekonomik yapıyı) etkilediğini söyler. Kapitalizmin ve modern devletlerin ekonomik ataklar yapması, Marx‘ın ekonomik determinizminden değil, Protestanlık ve Kalvinizm gibi Püriten mezheplerin israf etmemeyi, çok çalışmayı öğütleyen ahlaki öğretilerinden kaynaklanmaktadır. Diğer bir ifadeyle kolektif bir kişilik karakteristiği, görüldüğü gibi toplumun ekonomik kimliğini şekillendirmiştir. Uluslar arası ilişkilerde de durum aynıdır. Bir devletin diğer devletler arasında ya da kendi devleti içerisinde yaşadığı çatışma, o devletin yöneticilerinin psikolojik haritalarından kaynaklanabilir. Mesela’’ Langer ‘in , ‘’Führer ‘in etkileyiciliği ve cezbediciliği üzerinde yaptığı bir araştırma çok ilginçtir. Hitler, Alman halkının Almanya ‘yı ‘babayurt’ diye isimlendirmesine mukabil, Hitler ‘anayurt’ kavramını kullanır. Langer bu davranışı Hitler’in çocukluğunda yaşadığı Ödipal(anneyi arzulama) kompleks nedeniyle, annesine duyduğu aşırı sevgiyi Almanya ‘ ya , babasına duyduğu nefreti de Avusturya’ya yansıtır.

‘’Tüm psikoloji antropolojiktir’’ diyerek, kimliğin kişiliğe etkisi üzerinde duralım. Komünizmin mimarı Marx, geride bahsettiğimiz gibi, Weber’in aksine altyapının üstyapıyı etkilediğini söyler. Yani ekonomik determinizm; duyguları, düşünüşleri, insan kişiliklerini etkiler. Bir Türk, bir Japon ya da bir Amerikan olmak önemli değilken, ehemmiyet arz eden nokta; kişinin, bir sanayi işçisi, bir köylü ya da bir burjuva olup olmadığıdır. Orta Asya Türklerinin step coğrafyasında bulunmaları nedeniyle at yetiştiriciliği ve hayvancılılıkla uğraşmaları, yarı göçebe bir hayata sahip olmalarını etkilemiştir. Çin gibi yerleşik bir yaşam tarzına sahip olan bir ülkede ikamet etmemeleri ise kişiliklerinin bu yolla yok olabileceği korkusundan ileri gelmektedir. Görüldüğü üzere ekonomik şartlar yaşam biçimlerini belirlemiştir. Kimlik ve kişiliğin birbirlerini nasıl etkilediklerini gördük. Ancak ideal kişide, kimlik ve kişilik birbirini interaktif şekilde etkilemelidir. İnsan, kimliğini kişiliğiyle kaynaştırmalı, bu arada kişiliğini de geliştirmelidir. Aksi takdirde ‘’sloganların, -izmlerin’’ , kölesi olmaktan kurtulamaz. Kişiliğe oturtulan kimlik insana her zaman yakışır. Kendini gerçekleştiren insan, kitleleri peşinden sürüklerken, kendini gerçekleştiremeyen insan ise, kitlelerin peşinden sürüklenmeye mahkumdur.

Gökhan Özcan
Psikoloji Bölümü
İstanbul Ticaret Üniversitesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

No comments yet.

Add your response