Biri Foucalut’u Gözetliyor
İngiliz filozof Jeremy Bentham’ın 1917’de Yeni Delhi’de imar ettirdiği bir hapishanenin mimarisine verilen bir isim olan , daha sonra son yüzyılın en önemli ve en popüler postmodernist düşünürlerinden biri olan Michel Foucault ‘nun yaptığı hatasız teşbihi ‘’Panaptikon’’; Dört tarafı görebilen ancak mahkumların içerisini göremediği bir hapishane kulesi. Ve kaypak bir çağa verilebilecek en muteber isimlerden biri ‘ Panaptikon Çağı’…
Teknolojinin bilimden uzak tekamülü, beşeri hayattaki muhtelif değişikliklerin yaşanmasını tetiklemektedir. Bu değişikliklerden biri tarihi bir mefhum olan insan- teknoloji ilişkisindedir.İnsan ‘’homofaber’’dir. Alet yapar ve kullanır. İnsan teknolojik olarak evrilir ve neo-homofaber’ e tekamül eder. O, artık aletin kullandığıdır. Modern çağa gelindiğinde hal böyleyken, gizli kameraların aşırı kullanımı, internet kullanımındaki patlama, kendini İngiliz lugatına ispat ettiren ‘Google teşhir mamulleri’,ve bilumum bunların mümasilleri, postmodern çağın postmodern kem aletlerinden olmaktadırlar. Nitekim insan ürettiğinin denetimine girmektedir. Geçenlerde okuduğum bir gazete haberi, anlatmak istediklerime bir karamizah tadı katacak. Haber şöyle: ’’Google ‘ın sokak fotoğrafları aracılığı ile bir şehirde sanal olarak gezme imkanı sağlayan ‘’ Street View’’ programı, İngiltere’de bir evliliğin sonlanmasına neden oldu. İş gezisinde sandığı kocasına ait otomobili, kadın arkadaşının evinin önünde gören bir kişi boşanma davası açtı.’’ Öte yandan Facebook’ daki özel hayat ve fotoğrafların teşhiri, ’’ Biri Bizi Gözetliyor’’ gibi ütopik televize edici, mahrem duyguları baltalayıcı programlar, reel insanın şuurunu uyuşturup, piyasaya son sürüm dijital insanlar kopyalıyor.
1996’da Jennifer Ringley adında bir kız, özel hayatını saniye saniye kamerayla yayınlamış ve fanlarından ‘’belli davranışları’’ yapma talebi de almıştı. Daha sonra kamerasını kapatan Jennifer, bir süre sonra tekrar açtı ve kendisine neden tekrar açtığı sorulduğunda ‘’Kamera olmadığında kendimi yalnız hissediyorum’’ gibi bir cevap vermişti. Bu noktadan sonra aslında Foucault ‘ nun Panaptikonu biraz demode kalıyor. Çünkü Jennifer ile başlayan ve ardından gelen web-cam çılgınlığı, Panaptikon’ nun manasını aştı. İnsanlar kendilerini iradi olarak teşhire başladılar. Tabiri caizse insan ‘’gösterilen’’ bir nesne iken ‘‘gösteren’’ özne makamına yükseldi. Artık yayılan bir iktidar, bireyi etkilemiyor, aksine birey, tedirgin edici siber-iktidar üretiyor. Zavallı Jennifer’in yalnızlığı da özne durumuna geçip , hayatının telif hakkını elinde tutup, kendini şeffaflaştırmasından dolayıdır belki de…
Sanal dünyada yalnızlaşan , Marxyen bir ifadeyle ‘yabancılaşan’ , popüler-sanatkarane bir ifadeyle ‘’ıssızlaşan’’ bir insan güruhu daha ne kadar bu fiiline devam edecek? Düşünmemiz lazım. Her şeyin ‘fast’ leştiği ve düzleştiği neoliberal-kapitalist bir dünyanın ‘’bir nefes sıhhat’’durağında inip, başımı ellerimin arasına alıp , durup düşünmekten bahsediyorum… Sonra madde aleminin buharlaşmış zihniyetinin çok uzağında düşünüp durmaktan , sonra durmadan düşünmekten, sonra…
Yazınız gerçekten konu ve islenis olarak çok hosuma gitti…Ancak çok daha basit ve akıcı anlatabilcek bir konuyu, kullanılan kelimelerle -belki de yazının kaliesini artırdığı düsünüdügünüzden- karmasıklastırmıs, bununla da birlikte tabiri caizse bizleri vites küçülttürmek zorunda bırakmıssınız..
Ama herseye raÄŸmen yazıyı, konuyu, cümlelerinizi ve örneklerinizi beÄŸendiÄŸimi söylemek istedim…
çok güzel yazmışsıznız,
günümüz insanının geldiÄŸi nokta ‘teÅŸhir’..