Analiz, Gökhan ÖZCAN, Psikoloji-Sosyoloji, Siyaset, Toplum, Yazarlar

Bize ve Ötekine Dair Bir Tenkit

surrealistartist01wk9Tenkit meÅŸakkatli bir iÅŸtir. EÄŸer, günlük gazetelerde ve televizyonlarda hepimizin ÅŸahit olduÄŸu safsata kavilinden  yapılan güzide magazin saçmalamaları aklınıza gelmiyorsa tabi.Tenkit  , ülkemiz sosyo-politik düzleminde yapılmaya niyet edilirse , meÅŸakkat boyutu bir kat daha artabilir diye düşünüyorum.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      Çünkü ülkemizde ; akademisyeninden,   kahvehane köşelerinde,hayattan elini eteÄŸini  çekmiÅŸ, tüm gününü boÅŸa geçiren bir vatandaşımıza kadar, istisnasız her kesim tarafından yapılan bir ÅŸeydir tenkit. Ancak bu hal, tenkidin asıl anlamının deforme olmasına ve ”yargılama” mefhumuna doÄŸru evrilmesine sebep olmaktadır.Bu sapma ,siyaset kaleydeskopundan bakıldığında; saÄŸ-sol fikir çatışmalarında, muhafazakar-laik ikileminde,CHP-AKP cedelleÅŸmesinde , doÄŸu-batı sorunsalında  kendini izhar eder. Marxyen  bir sınıf çatışmasının olmadığı bir toplumda hangi saÄŸ, hangi sol? Yüzyıllar boyunca birlikte yaÅŸamış bir cemiyeti bu ÅŸekilde sınıflandıran, ”ötekini”, ”biz”’den söküp çıkaran hangi aktörün, hangi teorinin, hangi inkılabın ve terakki(geliÅŸme) metodunun ürünüdür? İşte cevaplanmayı bekleyen bu sorular ,yargılamanın ötesinde, bilinçli eleÅŸtiriler yapmayı gerekli kılmaktadır. Bir solcunun, ülkenin kötü gidiÅŸatını ve  terakki edemeyiÅŸini  İslam ‘ın ”baÄŸnaz ve nasslarına”(dogmalarına) baÄŸlaması, bir saÄŸcının, solcu ve komünist ideolojilere ”küfür etmesi’, , ”biz”i ,”öteki”ye hamile bırakmaktadır.                                                                                                                                                                                 Bu  içi boÅŸaltılmış,kısır yargılaÅŸmalar,  Osmanlı’yı sadece harem, kardeÅŸ katli ve cariyelerden ibaret zanneden, milli marşını anlayamayacak kadar tarihinden , kültüründen ve lugatından izole olmuÅŸ ”bir garip ötekiyi” ortaya çıkarmaktadır.Yazılarını zevkle okuduÄŸum Dücane CündioÄŸlu,” Felsefenin Türkçesi”isimli kitabında  bu baÄŸlamda, zihinlerde aksedecek, takdire layık bir anekdot sunmuÅŸtur : ”Arapça, Farsça,Osmanlıca eserler bir yana, 1935-1939 tarihleri arasında Latin harfleriyle yayımlanan Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’an Dili adlı tefsirini,bugünün orta yaÅŸlı insanları,sadeleÅŸtirildiÄŸi takdirde anlayamıyorlar.Mustafa Kemal Atatürk’ün 1927 tarihli Nutkunu aslından okuyamayan Kemalistlerle,Elmalılı Hamdi Yazır’ın 1935 tarihli Tefsirini anlayamayan İslamcılar arasında bir mahiyet farkı var mı ?”Bu acı gerçek göz önünde bulundurularak yapılan bir eleÅŸtirinin  gerçek bir eleÅŸtiri olduÄŸu, ”bizi”, ”ötekileÅŸtirmediÄŸi” sizce de malumdur.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     ‘Batı DoÄŸu’dur, ”DoÄŸu Batı”’dır deyip, tenkidin doruklarına varmış ünlü Türk mütefekkiri Cemil Meriç’in ” Bir düşünce bizimkine ne kadar benzemiyor ise, bizimkini o kadar tamamlar, en büyük dostlarımız bizim gibi düşünmeyenlerdir.” cümle-i bercestesi  ile bu anlamsız çeliÅŸkiye ,manidar bir soluk kazandırmaktadır.Meriç, belki de bu sözüyle Hegel’in diyalektiÄŸini,Descartes’in”En bedihi olan ÅŸeylerden dahi, prensip itibariyle şüphe etmek ve onları dikkatle yoklamak lazımdır”sözündeki şüpheciliÄŸi yani ”yolda olmayı” ve dahi, Cevdet PaÅŸa’nın ”Barika-ı hakikat, müsademe-i efkardan doÄŸar” sözünü iÅŸaret etmektedir. Meriç ,  hasılı; tabuların, ”FildiÅŸi kulelerin”,  eleÅŸtirilemeyen ideolojize olmuş  kiÅŸilerin ve fikirlerin yıkıldığı, gerçek eleÅŸtirinin hüküm sürdüğü muhayyel bir ”Bu ülke ” tasavvur etmektedir.

Bu ülkenin , Cemil Meriç ‘in ”Bu Ülkesi” olabilmesini, ”Nefi”’lere  sahip çıkılıp, Sihamı Kaza’nın,  yay’ında tutulabilmesine  baÄŸlıyor, bu meyanda , ütopik  Türkiyenin, gerçek bir Türkiye olacağını umut ediyorum.

Gökhan Özcan
Psikoloji Bölümü
İstanbul Ticaret Üniversitesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

2 Responses to “Bize ve Ötekine Dair Bir Tenkit”

  1. On 08 Mayıs 2009 at 09:41 Eren Balcı responded with... #

    Belki karşımızdakini “öteki” olarak görmeden farklı görüşlerini “bizim taraf”ı aydınlatmasında kullanabiliriz. Bunun için tenkit meÅŸakkatli olsa da gereklidir. Ama bilinçli bir tenkit…

    Çatışmadan doğacak kültür zenginliğini çok güzel dile getirmişsiniz. Paylaştığınız için teşekkürler.

  2. On 25 Temmuz 2009 at 21:40 Sadece K responded with... #

    Ama asıl önemli “ötekinin ötekisi” olabilmek; yani kendin kalabilmek..

Add your response