Eğreti
gökkuşağının yalan renkleri
gözlerime ne de şirin göründüler!
tebessümü nakşeden, dudaklarıma
bir hayal gününün ilk saatleri,
bulutlarla yağmurları getirdiler…
uyuttum bir bebek gibi ölümü
sana gelemedi, sana gelemedi…
ak güvercinler kondu şakaklarıma…
senin gözünde birden öldüğümü
göçmen kuşları bana demedi…
leylak kokuları, dumanlı tütsü
bir mezar taşının başında şimdi
bir tohum serpilmedi topraklarıma…
göz rengin kahve, mezarımın süsü,
bakışların bir zamanlar benimdi…
bir aşk vardı aramızda berrak ve saf…
şehrin ışıkları sönerdi birden,
değince narin elin, parmaklarıma…
hayran kalırdı bize en usta sarraf,
okunurdu sadece gözlerimizden…
emanet edilene emanet ederdik
ayrılmak istemesek de birbirimizi…
bir gül doğardı akşamlarıma…
hitaben hep ‘aşkım’ derdik
aldatırdık gelecek günlerimizi…
eğreti bir günde var sayıldım
ben hiç yoktum gülüm sen say ki…
hangi güneş doğabilir sabahlarıma?…
ben senin için eğreti bir aşktım
senin için unutmak öyle kolay ki…
Murat Ustaoğlu
