Analiz, Psikoloji-Sosyoloji, Toplum

Mor Cümleler

feminism-unigundem              Bu yazıyı kaleme alırken, “inceden” bir feminist yakıştırmasının olacağını düşünüyorum. Bu sebeple feminizm yanlısı olmadığımı  belirterek başlamak istiyorum. Şu zamanda bir bilmeyenin olmadığını bildiğimiz halde feminizmin tanımını yapalım bir: “Feminizm terimi; kadınların da erkeklerin sahip oldukları tüm haklara sahip olmasını ve kadınların da hukukta, sosyal hayatta erkeklere eşit sayılmasını hedef alan düşünce sistemini anlatır.” ( S. Hayri Bolay, Felsefi Doktrinler Sözlüğü,106). Görüldüğü üzre feminizm(womanism) kadınların her mecrada eşitliğini isteyen bir sistemdir. Bu eğiştliğin boyutlarına bakıp incelemek faydalıdır.

               Kadının vaziyetine bakarsak tanımı kavrayabilmemiz kolaylaşır. 18. yüzyılın son dönemlerine kadar, İslamlaşan zamanlar dışında, kadının durumu vahimdir. Hak din olarak gelen fakat sonradan bozulan dinler açısından kadın murdardır. Şeytanın ruhunu taşıdığına inanılır. Meşgalesi erkeği yoldan çıkarmaktır. Erkek bu sebeple şükreder kadın olmadığına. Bazı dönemlerde ticareti yapılan bir maldır. Velhasıl, istenmeyen, insan yerine konmayandır. Fransız Devrimi ve sanayileşme hareketi ile işgücüne olan ihtiyaç ile kadınlar gündeme gelmeye başlamıştır. Yine kazanç amaçlı tabi. Çalışanları en az ücretle çalıştırmak istendiğinden bu işler için kadınlar seçilmiştir. Ne de olsa haklarını savunacak, bu haksızlığa karşı çıkacak kimse yok o dönemde.

           Bu ve buna benzer durumların bir sonucu olarak ve İslam’ın da kadının bir insan olduğunu öğretmesiyle feminizm kaçınılmaz hale gelmiştir. Kanunlar kadınları korur olmuş, onlara seçme ve seçilme hakkı vermiş, erkeklerle eşit hale getirmiştir. Fakat burada üzerinde durulması gereken önemli bir durum söz konusudur. Bunu yapan erkek egemen ve hala kadın üzerinden kazanç sağlamaya çalışan toplumlardır. Kadına zulüm devam etmektedir fakat yöntem değişmiştir. Kadının bu verilen haklarla gözü boyanıp, tabiri caizse kandırılarak. Kısır döngüye itilmiştir kadın. Sektörler organize bir şekilde kozmetik ve moda sektörünün gelişimi ve kendilerine yeni kazançlar sağlamak için kadını araç edinmişlerdir. Amaç ise kadına istediği (sözüm ona) eşitliği vermek değil, bu durumun kendileri için getirisini artırmak olmuştur. Yani başka bir deyişle feminizm hareketi için kadın değil, örgütlenen erkek olmuştur.

          Kadını korumak  kollamak amacıyla, ona her geçen gün yeni bir hak vererek, kadını erkeğin olduğu her mekana taşımışlarıdır. Erkeklerin kadına her istediği zaman ulaşması kolaylaşmıştır, çünkü kadın her sahada görevlidir artık. Erkekle eşittir! Bu süreç böyle ilerleyedururken, arka odalarda dönen dolaplar iç karartıcıdır. Bu süreçlerin sonunda feminizm binlerce milyonlarca kadını harekete geçiren bir sistemdir artık.

          Kadınla erkeğin eşit olduğu iddialarına da bir değinecek olursak onun da sadece kışkırtıcı bir sav olduğunu görürüz. Feminist kesimler kadının erkeğe eşit olmasını istedikleri an zaten kadına bir aşağılama girişiminde bulunmuş olurlar belki farkında olmayarak. Bu cümleyle erkekleri aşağıladığım sakın ola düşünülmeye… Demem odur ki; iki şeyin birbirine eşit olmadığı ikisinden birinin aşağı olduğu anlamına gelmez. Bu sebeple feminizmin yaptığı kadının erkekten aşağı olduğunu kabul edip onunla eşit olmasını kabulleniştir. Kadın ve erkek, her iki değer de kendine has özellikleri içinde barındırır ve her birinin ayrı yaratılış biçimleri vardır. Kadınlar ruhsal, duygusal meselelerde ön plandayken, erkekler akli,fiziksel meselelerde güçlüdür denebilir özetle. Bu durumda kadınla erkeğin eşitliği söz konusu olamaz. Bunu savunmak kadını aşağılamak da değildir asla.

         Bütün bunlara rağmen İslami Feminizm denen kırma bir ideoloji ortaya çıkmıştır; ki bu bazı kesimlerin hayli tepkisini toplamıştır. Bu kavram, Müslüman kadını kendi içinde bölmeye çalışan ithal bir kavramdır. İslam’la feminizmin bir sentezi olması düşünülemez.

         Sonuç olarak; yine toplumların çürütülmesine, kafalarının bulandırılmasına yönelik çalışmalar yine kadından yola çıkmıştır. Dilerim ki İslam’ın nuruyla nurlanan kadınların ışığı bu anlamsız hareketliliğe son noktayı koyar.

 

           Bir son verirken, düşüncelerimi belirtebilmiş olmanın ferahlığıyla, yanlış anlaşılmadığımı umuyorum…

 

          Kevser Eğilmez
          İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü
          Ege Üniversitesi
 

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

5 Responses to “Mor Cümleler”

  1. On 17 Ağustos 2009 at 07:26 Murat Ustaoğlu responded with... #

    Kadın erkeksiz, erkek kadınsız olamaz.İşte eşitlik bu !

  2. On 17 Ağustos 2009 at 17:15 Hasan responded with... #

    Tüm dunya da bayan olmak zordur. Bayan çalış ma ma lıdır diyenlar var. Bayan çalışmalı fakat bulaşığını, çamaşırını, ütüsünü ,yemeğini v.s ihmal etmemeli diyenler. Ekek ve kadın toplumun temel taşları , ben bir erkek olarak , bayanları anlamadığım zamanların ve olayların adetlerninin anladğım zamanlara oranla bir hayli fazla olduğunu itiraf ediyorum. Belki formatımız böyle yazıldı. Ama bayanlar unutmamalıdır, dağları sizin için deldik , sizin için Almanya ya , avrupaya para kazanmaya gittik, gün oldu gururumuz ciğnendi sizi düşündük, sustuk. Sizinle paylaşmadıkça lokmaları yutarken huzunlendik. Aynısını siz de yaparmıydınız, eminim erkek olsaydınız yapardınız. Yazara çok teşekkürler.

  3. On 18 Ağustos 2009 at 18:34 halimhallaç responded with... #

    hayat içinde cinsiyet ayrımından yola çıkarak önümüze türlü türlü meselelerle uğraşmamıza sebep olanlar bu yazıyı çok iyi okumalı ve algılamalıdır.Yüreğinize sağlık.

  4. On 18 Ağustos 2009 at 18:51 Mehmet YILDIZ responded with... #

    Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK demiştir ki ;”Bizim DİNİMİZ hiç bir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir! ALLAH’ın emrettiği şey ERKEK ve KADIN MÜSLÜMANLAR’ın İLİM ve İRFAN edinmeleridir. KADIN ve ERKEK bu İLİM ve İRFAN’ı aramak ve NEREDE bulursa ORAYA gitmek ve onunla mücehhez olmak MECBURİYET’indedir.”(31.1.1923)

    Hal bu iken sayın Yazarımız da aynı minval üzere güzel bi yazı terkip etmiştir.Bence “Feminizm” içi tam doldurulamamış neyi ne kadar anlattığı meçhul bir kavram olarak duruyor Kevser Hanım’da bunu anlatmak istemiş.. yazın için teşekkür eder devamında güzel yazılar bekleriz.

  5. On 03 Eylül 2009 at 21:30 zehra yaraman responded with... #

    bu konuya çok mantıklı bir şekilde yaklaşmışsınız.Görüşlerinize tamamen katılıyorum.elinize sağlık…

Add your response