Analiz, Gökhan ÖZCAN, Karalamalar, Psikoloji-Sosyoloji, Sanat & Edebiyat, Toplum, Yazarlar

O Zaman Grileşelim mi?

zitlik-unigundem 

Hatıratlar yaşanmışlık imbiğinden süzülen anların,anıların bir meczidir…Hatıratlarda insan kalıntıları vardır,onların siyahları ve beyazları vardır…Bir zıddiyet fenomeni olan ‘’hazır iyiler ve hazır kötüler’’vardır…Çünkü hazır yaşam panoramalarıdır hatıratlar…

 

***

 

Kendinden hariç-belki de kendi de dahil- her şeyi ‘’siyah’’addeden ‘’hazreti beyazlar’’ hatıratları okurken biraz zorlanabilir,sabırsızlanabilir.Dedik  ya;hatıratlar bizlere hazır siyahlar ve beyazlar bahşeder…Senin beyazın onun siyahı olabilir ya da tam tersi.

-Peki ne demek istiyorsun sen,kendi siyahlarımızdan ve beyazlarımızdan vaz mı geçelim şimdi?

-Sabredin…

***

 

                Bir Dinazorun Anıları’nı okurken de bu kadim dilemmayı yaşamadım değil…Mina Urgan İngiliz Edebiyatı üzerinde yaptığı değerli incelemeleri, aslında zikrettiğim hatıratıyla değer kazanmış,ilgi çekmiştir.Sinmiş toz tabakasını kuvvetli bir nefesle yüzeyden sıyıran saikin ne olduğu bir sual-i mukadder(gizli soru) elbette…Urgan’ın sosyalistliği mi yoksa ateistliği mi?

 

***

                Mina Urgan burjuva bir ailede yetişmesine rağmen yaşlandıkça daha da sosyalistleşen,Luis Bunuel’in ‘’I am an atheist stil thank God (hala tanrı tanımazım Tanrı’ya şükür) sözüyle bağdaştırdığı saf bir ateizme meftun garip bir dinazor.Bu Urgan’ın beyazları…

 

                Zengin bir fikri,edebi beşikte yetişen Urgan hatıratında ‘’siyahlarını’’ sivri diliyle eleştirmekten de geri durmaz.Necip Fazıl’ı ‘’Süper Mürşit’’ilan ederken Yahya Kemal’e ‘’parazit bir burjuva’’ diyerek çatar ve dahası…Urgan ,içinde kalmışlıkları -nesli tükenmeden – hatıratına haykırır sanki,tüm içindekileri,saklı küfürlerini,işte Urgan’ın siyah incileri…

                Hasılı zavallı dinazor Urgan tüm inançları yahut inançsızlıklarıyla,siyasi görüş ve tenkitleriyle kendinden bil itibar bu ülkeyi ve bu ülke insanını ,aydınını anlatmaya çalışmıştır.Bu ülkenin siyahını-beyazını kendi renk skalasından devşirmiştir…

***

                Şu bir gerçektir ki; bu ülkenin okuyan/okumuş insanı ,bilhassa okumaya çalışan gençleri, nokta-i nazarlarını tek bir ‘’beyaza’’raptedip, kaşları inmiş gözlerini tek bir ”siyaha” kilitleyenler,kendi haricindeki renkleri siyah görmek gibi bir hamakata düşmekteler.’’Ben beyazım’’ demek ayrı,’’benden olmayanlar siyahdır”demek daha ayrıdır.                                                                                                                

                Cemil Meriç’i soluksuz okuyan zevatın Mina Urgan’ı okumamasındaki acıklı hal,Nazım Hikmet’i hatmeden birinin İsmet Özel’i tanımak bile istemeyişindeki acıklı hale eş değerdir.

               

                -O zaman grileşelim mi ?

               

                -Sizin renkleriniz yine sizin olsun…

                ”Gündüzler size kalsın,verin bana karanlıkları,

                 Islak bir yorgan gibi bürüneyim,

                 Örtün,örtün üstüme serin karanlıkları…”*

 

 

                Mina Urgan’ı satır satır okurken esefle nazar eden dostlara ithaf olunur…

               

               *Baudelaire yahut Süper Mürşit

 

 

                Gökhan Özcan
                Psikoloji Bölümü
                İstanbul Ticaret Üniversitesi
 

 

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

No comments yet.

Add your response