Karalamalar, Sanat & Edebiyat

Arkadaşım Eşşek

arkadaşlık-unigundemArkadaşlık mefhumu, günümüzde olanca değerini yitirmiş, menfaatle örülü, vefasızlıktan yaralı, karanlık bir odada bırakılmış ve yaralarından ötürü kan kaybından ölüme terkedilmiştir. Eski bir çocukluk arkadaşına rastlanınca akla gelir; çünkü en saf duygular o zaman onunla paylaşılmıştır ve ondan sonra bir “arka-daş” olmamıştır. Arkanı kollayacak kimse yoktur, bunun yerine çıkar hesapları elzem görülmüştür. Yeknesaklıktan kurtulmuş, birey olan, kendini aynada artık başka gören benlikler bir arkadaşa ihtiyaç bile duymamıştır gün gelmiş de… Ben-lik olunca biz-lik kavramı buhar olup uçmuştur.

Bazen dudağımızın kenarında eski bir tebessüm, bazen vurgun yediğimiz vakit hatırımıza gelen “sıkı dost” anılarımız, bazen de etrafımızdaki yeniliklere kapılıp unuttuğumuz eskilerdir bize arkadaşlığın nasıl eriyip su olduğunu anlatan. Fakat maalesef böyle anılara kapılıp gitmemiz kısa ne nadir olur. Arayınca açılmadı mı telefonlar, işten güçten hatırlamaya bile fırsat olmayacak durumlara gelindi mi bitmiştir… Onlar gibisini de bulamayacağımızı bildiğimiz halde unutup, unutulmaya da yüz tutarız. Birlikte yiyip içmeler, haylaz anılar, şen kahkahalar, dertten uzak keyif dolu dakikalar, ayrılınca birbirini özlemeler zamana direnemeyecek kadar zayıftır artık. Artık “büyük adam” olmuşuzdur. Büyük adam… Telaşımız, yoğunluğumuz vardır, işimiz gücümüz…

Gelgelelim; eskilere vefasızlığın yanı sıra edindiğimiz yenilerin de bize vefasızlığı burkar yüreğimizi. Konumumuza göre yanımıza yanaşan “asalak” mantıklı varlıklar bizi kolayca harcarken girip çıkanların da haddi hesabı olmaz artık hayatımıza. Yeni sorumluluklar altında ezilirken zamana da direnemeyizdir. Eş-iş, çoluk-çocuk, borç-harç… Nerde çocukluğumuz..ah..?! Dertsiz tasasız salıncaklarda sallanıp saklambaç oyunlarımız nerde? Büyüdük de bir şey mi olduk? Bunları kendine sormayanımız var mı, hayatında bir kere dahi olsa?

En saf, temiz günlerimi geri istiyorum hayattan; karşılığında geri kalan ömrümü vermek üzere, hiç büyümeyecekmişçesine… Şimdinin uzak arkadaşlığına inat “yakın” arkadaşlarımı istiyorum. Uzaklara daldığımda etrafımı saran kötü hatıraya, acıya tokum. Denizin dalgasına biriktirip salmak isteyecek bir şeylerim olsun istemiyorum…  Yıldızların altında yatıp onlara isim taktığımız günlerden sonrasını istemiyorum… Şu büyüdüğümüz zamanları yani! “Ben de” der gibisin… Hadi gel o zaman şarkımızı söyleyelim:

“Arkadaşım eş, arkadaşım şek, arkadaşım eşşek!”

Kevser Eğilmez
İngiliz Dili ve Edebiyatı
Ege Üniversitesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

6 Responses to “Arkadaşım Eşşek”

  1. On 23 Ekim 2009 at 20:03 uğur responded with... #

    sanırım bu yazının bir çıktısını alıp duvarıma yapıştırmam gerek…
    bana ‘beni’ hatırlatsın diye… tebrik e3derim arkadaşım..

Add your response