Beni Hiç Anlamamışsınız Siz…
Â
Â
Â
Â
      Â
Â
Ihr müsst mich nicht durch Widerspruch verwirren
Sobald man spricht,beginnt man schon zu irren…*
                                                                                       ( Goethe)
                 Her düşündüğümü söylemek istemiyorum. Ancak her istediğimi düşünürüm ve kimse de karışamaz bana! Her orijinal düşünüş bizatihi bir emeğin sonucu,belki de bir mananın ilkasıdır.(ilham)
               Her şeyi kelimelere dökmek işime gelmiyor açıkçası. Zihindeki efkarın diyalektiği,kelimelerde karşılık bulunca,artık düşünceler,düşünüşler,düşünmüşlükler yazarın meramını kristalleştirerek tek hakim olarak muhatabı yani kendisine hitap edilen kişiyi(okuyucuyu) önemli kılmış oluyor.Kelimelerim benden zuhur ederse yine benim kelimelerim olarak kalamayacağı ihtimalinden korkuyorum, bırakın kelimelerim bende,benimle kalsın!
               Oysaki ben hiç istemez miyim düşüncelerimi dilediğim gibi ifade(faydalandırma) yoluna gitmeyi?! Ama herkesten, benim anlatmak istediğim şeyleri yine benim istediğim gibi anlamasını beklemek pek de makul gelmiyor.Benim anlamım senin anlamına müteradif olmayabilir.Ancak benim anlamım benim anlamımdır.Başkasının değil!
               Anlatan(mütekellim) ile anlatılan(muhatap) arasındaki  anlatımdan(hitap) anlaşılacak ‘’anlam’’ların farklılaşması manidar mıdır sizce? İnkar edecek değilim, manidardır.Peki benim anlamım,anlamlandırış felsefem ne olacak? Risser’ın dediği gibi ‘’yazar ölürken okuyucu doğacak mı yani?’’ Ancak merak etmeyin ben ölmeden önce ölmüştüm zaten…
               ‘’Üslup zihnin fizyonomisidir’’diyor Schopenhauer. Üslubumu çokça ifşa edip zihin haritamı neden elinize vereyim? Benim ‘’anlaşılmamak’’ gibi abes-i iştigal bir postmodern kaygı peşinde olduğumu düşünürseniz ‘’su-i zan’’edersiniz.Bakın yine anlatmak istediklerim, ‘’benim anlamımdan’’ ne kadar uzaklaştı değil mi? Yanlış anlayan/zan eden sizsiziniz,ben değil!
             Yazıya bu cümleme kadar tahammül edebilen hazerat için tekraren söylüyorum :Derdim kendimi ”anlaşılmaz” kılmak deÄŸil inanın ; benim korkum: ‘’Anlatmak istediÄŸimin’’ okuyucunun subjektif zihin süzgeçlerinden geçtikten sonra; anlatımın(kendi anlamımın)buharlaşıp artık baÅŸkalarının anladığının yani ‘’anlaşılanın’’ elinin öpülmesi…
               Çok mu kafa karıştırıcı?
               Bırakın öylece kalıversin…
               Gecenin şu vaktinde, önceki yazımı(Sen Sen Ol Geceleri Uyu) okuyup şimdi uyuyanlara bir sual: Uyurken beni nasıl anlayacaksınız?
               Esefa! Beni hiç anlamamışsınız siz…
Â
*Ayak diremeniz benim hayrımadır, Ne zaman ki dile gelirsiniz asıl odur benim felaketim…
Gökhan ÖzcanÂ
Psikoloji Bölümü
İstanbul Ticaret Üniversitesi
                                                                                                                                                                                                                                                        Â

müthiş müthiş müthiş!
Esefa! Kendini hiç anlatamamışsın sen…
anladım seni; demagoji yaparak anlatmaya çalışsanda kendini..