Kendinle MeÅŸgul Olmak Bencillik DeÄŸildir
                                                                                                                                                                                                                                                                                      Hüveşşuğlu vel baki hayalatün*
   ‘’Kendimle meşgulüm…’’
     İlk nazarda ne kadar da ben –merkezci(egoist) bir cümle deÄŸil mi ? Belki de bazılarına hala bencilce gelmeye devam etmekte… Ama bana göre deÄŸil çünkü kendimi iÅŸgal etmek, kendimin vaktini almak ve dahi kendimle uÄŸraÅŸmak, -ÅŸu meczuba- nadanla,yalan dolanla didiÅŸip durmaktan daha cazip geliyor.Her tatsız ana fikir gibi bu da benim ana fikrim,aslım…
***
      Herkesleşmekten korkuyorum. Toplumla hemhal olmaktan…Toplumun halvetinde olmaktan korkmuyorum,korkum korkaklığım da değil,söyledim ya herkesleşmek,herkes gibi olmak.Cemiyette var olmaktan ziyade cemiyete rağmen var olmak önemli…Kendimle meşgul olmamın hikmet-i sebebi de bu aslında,evet zihnimle,düşüncelerimle dimdik ayakta durmak,her fursatta ilmin itikafına girmek,ilim lüccesinde vücud bulmak…
***
   Cemiyette var olmak,cemiyete rağmen var olmaya müsavi değildir. Meramım ,’’-den’’ ekinden;yani ayrılma halinden, ‘’-e’’ekine;yani yönelme haline geçiş gibi sadece lingusitik cihetten bir izahlandırma değil. Şöyle ki ;
    Cemiyette olmak ; cemiyetle yani topluca,topyekun bir  hayatiyeti,canlılığı gerektirirken, cemiyete rağmen olmak ;topluma meydan okumayı,toplumun bizatihi içinde yok olmayı,  eskilerin tabiriyle ‘’halvet-der encümen’’i gerektirir… Yani cemiyetin sığ sularından ‘’ayrılıp’’(- den eki), kendi ummanına yönelmeyi(-e eki)…
***
   İçinde yetiştiği topluma yabancılaşan, yabancılaştırılan, Batılıların tabiriyle bir ‘’alienation’’ haline itilen yahut tek suçu,tek zül’ü toplum(da) değil de toplum(a) rağmen ‘’var olmak’’ olan düşünürlerimiz,mütefekkirlerimiz yok mu ? El cevap : Çok…
   İmdi Cemil Meriç’in Jurnalini ‘’siyahların’’ gerçek anlamına vakıf olanlarla birlikte bir tavaf edelim… ‘’Yıllarca aç kaldım. Koca bir şehirde yapayalnız ve aç kalmak. Köpeklerin bisküvilerle beslendiği bir dünyada , aç bir aydın aç bin aydın. Ama beni açlıktan fazla isyana sürükleyen ‘’tek oluşumdu(!)’’.Aç ve tek olmak. Gurbet ve açlık. Bu şehrin kaldırımlarında bir başka aç Cemil Meriç hiçbir zaman dolaşmamıştır, diye düşünürdüm…’’
***
Â
  Meriç  tekti. Açtı. Ama neye? Hayatı sadece mülkiyet, beslenme ve cinsellik dairesinden turlayanlar, varsın ‘’karnı aç’’ ya da ‘’ bir dişiye aç’’diye düşünsün. Oysa Meriç düşünceye açtı. Topluma rağmen düşünürken ;yalnızlığını, o tek başınalığını giderecek, daha ulvi yalnızlıklara ,yalınlıklara muhtaçtı…
  Meriç, atalet gayyasına yuvarlanmış ilim ve irfan‘’Yusuf’’unu Kenan ilinde bulamadığından müteessir,o nisbette gurbette… İnsan ayrılığın idrakiyle hasret duyar ve hasrette oldukça, hasreti çekecek bir mahalde bulundukça   gurbettedir. Herkes ‘’teranelerle’’yozlaşmışken, cemiyetin cem’inden uzak‘’fildişi kulesine’’ usulca sığınmanın, büzülmenin adıdır gurbet… Fikir gömleği arka cenahından fikirsizlik ‘’Züleyhası’’ tarafından yırtılan gurebâdan olmak,gurebâda olabilmektir gurbet…
  Ve bir adım daha atıp, gurbette düşünmenin adı: ‘’topluma rağmen düşünmektir’’ diyelim mi artık?Evet gurbetçi bir mütefekkir olmak zor.Ancak bu ‘’gurbetçilik’’umumi olarak kullanılan ‘’Alamancı’’ tabiriyle özdeşleştirilen  mekansal bir manadan uzak;‘’kendi topraklarında,kendi insanları içerisindeki bir gurbetliktir.’’
 Ne yapmalı?
  -Bilmiyorum. Ancak çokluğun çoğunluğu(toplum) her ne kadar ‘’düşünceye,düşünene’’ çomak soksa da,gömleği yırtmaya çalışsa da, o çomağı ayak altından kaldırmalı, yırtılan gömleği tekrar dikmeli…
***
  ”İbrahim kucağına fırlatıldığı ateÅŸ denizini gül bahçesine çevirmiÅŸ. Düşüncenin vazifesi bütün ateÅŸten denizleri gül bahçesine çevirmek,gerekirse yanarak çevirmek”**. Gerekirse topluma raÄŸmen çevirmek ama çevirmek…
Ey kari ! Kendinle meÅŸgul olmak bencillik deÄŸildir!
Â
*Önemli olan meşgul olmaktır ,geri kalanı hayalden ibarettir.
**Jurnal cilt 1/Cemil Meriç Külliyatı
Not:Bu yazı ilk olarak, İkindi Yağmuru isimli edebiyat dergisinin Eylül-Ekim 2009 sayısında yayınlanmıştır.
Â
Gökhan Özcan
Psikoloji Bölümü
İstanbul Ticaret Üniversitesi
ilim ilim bilmektir
ilim kendin bilmektir
sen kendini bilmezsin
ya nice okumaktır
okumaktan murat ne
kiÅŸi hak’kı bilmektir
çün okudun bilmezsin
ha bir kuru emektir
kiÅŸi önce kendini,sonra nefsini bilmeli.saygılarla’