Ve İnsan Yazamadı…
Bilmek, bilmek istemek ilk önce soru sormayı gerektirir…Cevapları şimdilik kaale almayan zihinde çöreklenmiş bir sual halesini…
***
Bir bilinmeyen(meçhul) ve o bilinmeyeni açığa çıkarma,onu artık bilinen(malum) bir hale büründürme
gayretini… Bilinen ile bilinmeyen arasını turlamayı bizatihi düşünmeyi gerektirir…
Düşündükçe de düşmeyi…O düştüğün çukurdan hangi ‘’bilgi’’ ipiyle çıkacağını tekrar düşünmeyi…Bilmek istemek biraz da dengenin bozulmasını,sende olmayan bir başkayı istemektir değil mi?..
Şimdi biraz dengemizi bozalım o zaman…
***
Çevremdeki dostların bazıları ,kimi zaman‘’bu aralar hiç yazamıyorum’’ diye serzenişte bulunup durmaktalar. Duralım ve düşünelim…Bu önermenin sahiplerinden ziyade önermeyi ve perde arkasını…
Bu yargının yani ‘’bu aralar hiç yazamıyorum’’un esasını,usulünü(asıllarını) kavrayabilmek için evvelen sorarak başlayıp,bilgi yolunda ilk adımı atalım…
Aslında ihbari yani bilgi veren bir cümle,soru gerektirmeyen,yargısı gayet açık olan cümledir.Ancak madem soru talibi olduk ,sail(soru soran)olmayan durumumuzu,sail kılıyor ve soru sorarak başlamayı gerekli görüyoruz…Yani işin içine biraz reotrik(belagat/sözbilim) katarak, edebi bir bilişe kolları sıvıyoruz…Sırf bilmek,en azından bilmek uğrunda çabalamak için…
Soru: İnsan niçin yaz(a)maz?
‘’Herşey zıddıyla münkeşif olur’’ diyen ehl-i hikmete kulak verirsek-ki elbette veririz- ‘’yazamamanın’’doğasını ‘’yazabilmenin’’sebeplerinde aramak gerektiğini teslim etmemiz gerekir. Evet insan neden,hangi sebeple yazar?
Yazmak elbette insanda bir potansiyeli,yetiyi,istidadı ,düşüncelerini beyaz düzleme aktarabilme sanatını lazım kılar.Ve bir soru daha:
Peki bu gerekli olan kabiliyet de-bu zevatta- mevcutsa ve hala yazamıyorsa ?
Dikkat ettiyseniz sorular gittikçe çoğalmakta.Çünkü insan ve onun mahsulü olan eşyayı tanımlamak,fikrimizi ve ilgimizi onun tabiatına serdetmek, bir değil birden çok soru sormayı gerektirir.(demiştik bir yazımızda)
***
Gelin bu sualin cevabını insan doğasını sanatsal düzlemde acıtarak sorgulayan bir sanat yönetmeninden,Tarkovski’den devşirmeye çalışalım .
Stalker(iz-sürücü)filminin bir sahnesinde insanın niçin yazdığı sorusuna değinilir. Tarkovski’ye iki kez kalp krizi geçirten bu filmin iz sürücüsü olalım, olalım da yazmanın, yazabilmenin peşine düşelim:
Stalker: A man writes because he’s tormented,because he doubts.He needs to constantly prove to himself and the othersthat he’s worth something. (İnsan eziyet çektiği için,sorunlu olduğu için yazar.Diğerlerine ve kendine bir değeri olduğunu ispatlamak ihtiyacındadır).
İnsan eziyet çektiği için, bir eziyetten muzdarip olduğu için yazar…Istırap ağacının hamlıktan muzdarip bir yemişi iken,sırf yenilebilmek için,kemale(olgunlaşmak) ermek için yazar…Kuvve(potansiyel) olanı harekete geçirir,fiile döker ve yazar…Sade fildişi kulesinden inebilmek,’’ben de varım’’ diyebilmek için…İspat-ı vücut için…Ortaya bir değer koyabilmek için…Ya da kendi için…Ama son tahlilde bir şey için…
***
Yazamamanın sebeb-i hikmeti(!) zihinlerde biraz şekillendiyse şimdi ilk sorumuza dönelim ve ‘’insan niçin yazamaz’’ diye sual edelim…
Cevabı çok da zor olmasa gerek…Yapmamız gereken sadece ‘’insan eziyet çektiği için,ıstırap duyduğu için yaza(bili)r’’önermesini olumsuzlamak: ‘’İnsan eziyet çekmediği için,ıstırap duymadığı için yaz(a)maz.’’
Ancak her şekli olumsuzluktan,manevi bir olumsuzluk çıkmaz…Bazen olumsuz cümleler,linguistik açıdan olumlu cümlelerin verdiği ‘’pozitif’’anlamı daha ziyade olarak verebilir…Hele de hatip Tarkovski,muhatap da dostlarsa…
Not:Yazının burasına kadar tahammül edebilmiş ve yazıdan(ve dahi benden) ızdırap duyan hazret-i muzdariplere(!) hitaben : Haşa min huzur,bütün suç Stalker’ın!
Gökhan Özcan
Psikoloji Bölümü
İstanbul Ticaret Üniversitesi
“Haşa min huzur,bütün suç Stalker’ın!” mesajınız iletildi.