Academic Düşerken…
5 Aralık 2009 tarihli Jurnalimden…
İlim yolunda cehdimi ve samimiyetimi muhafaza ve idame ettirmek istiyorum… Ancak-sözde- bana (b)ilim öğretecek ‘’sendeleyen akademisyenin’’ gözler(imin) önünde yüz üstü yere kapaklanması,cehdimde değil de samimiyetimde-onulmaz-yaralar açıyor…
Düşmek evet düpedüz düşmek…Takılıp düşmek değil,yüz üstü göz göre göre,gözlerin önünde düşmek…
O azametli(!) bilim yolundaki uzun mesaisini,yazdığı kaynakça sayısının fazlalığından duyduğu mutlulukla birleştirip arz-ı endam eden hazret-i akademisyendir mevz-u bahsimiz.
Hislerim sökün ederken en son ‘’acımak’’ kalıyor bu zevata… İçi de dışı da kof, kurduğu derme-çatma naif cümleleriyle zihnimi acıtana hangi cüretle acımak? Belki de hitap olunduğu sıfatının(akademisyen) yanlış kullanımından doğan absürtlüğe yine acı bir tebessümü çok görmemek gerek…
Bu kadar hakaretvari retorikten sonra akademisyen kelimesi üzerinde durmak istiyorum. Akademisyen kelimesi tercüme ve kullanım olarak doğru bir kelime olmasa da ‘’alim, arif’’gibi sıfatların yerini ve anlamını dolduramayacağından dolayı aslında doğru bir tercih!
Gelin bu yanlış kullanımı yine bir academic ten,senelerini İngiliz Edebiyatına vakfetmiş bir dinazordan,Mina Urgan’dan temaşa edelim:
‘’Bozuk kullandığımız bu sözcükler arasında benim şahsen en çok bozulduğum ‘’akademisyen’’ sözcüğü. Üniversite hocaları kendilerine neden düpedüz ‘’öğretim üyesi’’ demeyip, üstelik yanlış olarak yabancı bir sözcük kullanırlar acaba?Ancak bir akademinin üyesine ‘’akademisyen’’ denilir.Academic Françase’nin ya da Royal Academy’nin üyeleri akademisyendir.Üniversite üyelerine Fransızlar ‘’universitaire’’ derler.İngilizler de ‘’academic’’derler.’’Academic’’ sadece sıfat değil,addır aynı zamanda…’’
Bugün academic düştü… Gözler önünde…Niye düştü,kim düşürdü,düşmeli miydi,düşmesi ne kadar doğruydu?vs…
Sorular çok,cevaplayacak var
Ancak cevap yok…
Var var da yok neden yok?
Söylenecek çok şey var ama
Ceremeye para yok…
Gökhan Özcan
Psikoloji Bölümü
İstanbul Ticaret Üniversitesi