Yanıp Sönmekten Öte Ne Yapabilirim ki?

 Ünlü dil bilimci Ludwig Wittgenstein ‘Yürüyebilmek için pütürlü zemine geri dönmeliyiz’ diyor. Tam da öyle bir hal üzereyim… Sırtımda ağırlığından hiç de yüksünmediğim bir çanta dolusu kitap ile… Pütürlü zeminde ilim ile…
Kendi zamanımda ve zeminimdeyim… Etrafımda gözümü kamaştıran beyaz ışık huzmeleri var… Beni huzursuzluğumdan eden, ateş böcekleri gibi yanıp sönen…
Ben de yanıyorum sizin gibi… Tereddütsüz itiraf ediyorum işte… Ama ya sönmek?
Yanıp-sönmek kanaatimce ya müsbet (olumlu) ya menfî (olumsuz) olur. Menfi olan bizden değildir deyû onu reddedelim. Gelelim müsbet olana yani bizim olana…
AteÅŸ böceÄŸi ya yanar ya söner… İki hal arasını turlamaktan baÅŸka çaresi yoktur. Ama daha önemlisi ise sabittir o hayvan… Çünkü ötesi yoktur onun için… Hem yanacak hem sönecek… Ama DeÄŸiÅŸmeyecek…
Sabit olacak… Benim gibi… Hiç deÄŸiÅŸmediÄŸi gibi, ‘’senhalaoradamısıncılara’’inat ‘’Evet! Buradayım’’ diyerekten mukabele edecek… Hep aynı zamanda, hep aynı zeminde…
Modern insan sabit olmayı, yerinde saymayı hep Yusuf kuyularına attı. Ve üzerine de bir yalan patlattı kendince : ‘’Yeni şeyler söylemek lazım cancağızım’’deyû… Ona göre değişken olmalıdır ‘normal insan prototipi!’… Değişmeli durmadan kendini yenilemeli ve aşmalı… ‘’Hangi kendi’’ suali yine Yusuf kuyularında, kurtarılmaya taliptir…
Modern insan doğrudandır. Dolaşmaya, hareketin dolaylarında salınmaya, âleme bir de tersten, dolayından bakmaya hiç gelemez… Dolaylı olan dolandıran, ona göre ulaştırmayandır…
Sırtımda taşımaktan yüksünmediğim o kitaplardan bir tane alıyorum elime. Meşşai bir alimden temellük ettiğim şu pasajı, ‘’ilim satırlarda değil; sadırlarda’’ kabilinden tefekküre çalışıyorum ve adet yerini bulsun diye yine kendime, hep kendime soruyorum…
‘’Zaman hareketi saydığı ve hızını belirlediği kadar, durağanlığı(sükun) da belirlemektedir. Ancak hareket ve değişim sırasında süreç çok belirgin olduğu için zaman hareketin doğrudan, durağanlığın ise dolaylı ölçüsü sayılmaktadır. Bir başka ifadeyle zaman, hareketi cevher, sükunu ise araz olarak belirlemektedir.’’
Zaman bizi araz ilan eylemişken, yanıp-sönmekten öte ne yapabilirim ki ?
Gökhan Özcan
Psikoloji Bölümü
İstanbul Ticaret Üniversitesi