ZeMZeM

züleyha, züleyha, züleyha
kızıl gülüşlüm, cennet bakışlım…
nasıl da durur hasretin yüreğimde,
sanma ki alıştım…
Â
bir peynirli börek yesem
ılgıt ılgıt içime ağlıyorum
kahvelerin eski tadı yok
ince belli bardaktaki çay
ilmek ilmek iÅŸliyor hasretini,
züleyha, züleyha, züleyha…
Â
hani var ya
insan büsbütün soğur yaşamaktan
sevdiÄŸi ÅŸeyleri yapmak istemez
hani var ya
insan bir an içine içine haykırır ya
ölüm denen gurbetteyim
kokunu duya duya…
Â
züleyha,
yolumda binlerce levha,
yönler karmakarışık yolumda…
hadi beni çağır,
birden irkilip seni bulayım kolumda…
Â
zemzem, zemzem, zemzem
tenin zemzem, kokun zemzem, sesin zemzem
bütün dünya giderken kalabalıklara
ben, ıssız ormanlada sana gelsem…
yüksek dağların tepesinde
eski zamanlardan bir rüya görsek
yalancı bir akis kalsa gerçek
mevsimlerden bahar olsa
açılmadık çiçek kalmasa bahçemizde
en çok da zağferan çiçeği açsa
ilerde bir ÅŸelale olsa
yemyeşil olsa patikalarımız
akşam olunca uzanıp çimenlere
bütün yıldızları saysak bir bir
sonra
şömine için ben odun kırarken
sen yine peynirli börek yapsan
çayımız sıcak, yuvamız sıcak
tahta sandalyelerimiz, tahta masamız
şöminenin başında iskemleler
duvarda ilk günlerimizin resimleri
mum ışığında ılık ve serin bir akÅŸam…
Â
bak, nasıl da huzur buldu içimiz,
Â
züleyha,
biz ikimiz içiniz…
Â
Murat UstaoÄŸlu
Â
Tasvirler ÅŸahane… Kaleminize saÄŸlık…
muhteÅŸemm…
Murat UstaoÄŸlu çok iyi yazıyor ya. her ÅŸiirinde baÅŸka bir hava var. tebrikler…
züleyha bekletme ha
züleyha ağlatma ha
züleyha geç kalma ha
züleyham derdin bana