Analiz, Gökhan ÖZCAN, Karalamalar, Psikoloji-Sosyoloji, Sanat, Sanat & Edebiyat, Tarih, Toplum

Hristiyanlığın Kadim Günahı: Cinsellik

Havariler: ‘’Eğer erkeğin karısı ile hali bu ise, evlenmek iyi değil.’’

Hz. İsa: ‘’Bütün adamlar bu sözü kabul edemez, ancak kendilerine verilmiş olanlar kabul edebilir. Çünkü anadan doğma hadım vardır, insanlar tarafından yapılmış hadım vardır, göklerin melekûtu uğrunda kendilerini hadım edenler de vardır.’’

Matta’da geçer bu pasaj. Hıristiyanlığın kendi eliyle defalarca ifsada uğratıp, tekrar yazıp çizdiği kara kitapta: Bible’da. Kitab-ı Mukaddes’te.

Batılı düşünceyi tespit ve izah edebilmek için en eski verileri Hristiyanlık’ta, dolayısıyle İncil’de buluruz. Asırların heyecanına tanıklık etmiş bir kitaptır İncil, çünkü. Her muharrir farklı bir neş’eyle, imanla yüz sürmüş bu kitaba. İnsani arzuların tatmin nesnesi, nisbet noktası olmuş, değişmiş, değiştirilmiş yüzyıllarca… Bilim’e iman etmeden önce, Amentüsünü Bible’dan okumuş Batı…

Hristiyanlığın doğaya ve cinselliğe bakışı Bible’da, Hz. İsa’nın işbu ifadesinde bedenleşir işte: ‘’Göklerin melekûtu uğrunda kendilerini hadım edenler de vardır.’’

Hıristiyanlık, hadım olmayı, cinsellikten el etek çekmeyi, kadından uzak durmayı, kadına dokunmamayı tavsiye ederek, yine o lanetlediği kadını manastırlara kapatmıştır. Cinsellikten, erkekle birleşmekten men etmiş onu. Hem erkeği hem kadını… Tabiatın ilzam ettiği birleşmeyi Hz Meryem’in erkeksizliğine, Hz İsa’nın kadınsızlığına kurban etmiş…  Böylece Hz. Meryem gibi kocasız olmaya çalışmış rahibeler. Babasız İsa gibi kadınsız olmaya çalışmış rahipler… Evlenmemiş, çiftleşmemiş…

Teklik, camidlik (türemeyişlik) sadece kendinde tecessüm eden ‘’göklerin melekûtu’’ Hristiyan zihnine göre, hadım etmiş erkeği ve dahi kadını… Hristiyanlığın doğa ve insan ile savaşı işte burada başlar. İnsanı doğanın içine yerleştiremez Batı. İnsana ait olanı söke söke almaya çalışır ondan. Bedenle ruhu ayırır sanki… Madde ile manayı… Kadın ile erkeği… Etle tırnağı…

Bu sebeple cinsellik Batı’da, Doğu’nun aksine hep tabu olarak telakki edile gelmiştir. Evet cinsellik Batı’da tabudur. Doğu’da değil…  Freud’un kavramsallaştırmasıyla, asırların ’bastırılmışlığının’, tatminsizliğinin nüvelendiği bir yuvadır cinsellik. Dışarı vurulamayan, vurulduğunda ise ‘’Avrupaî bir pornografiden’’ yakasını kurtaramayan bir saik, güdü… Netice: hadım edilmiş erkek, tatminsiz kadın…

Oysa Doğu’da hep mukaddestir cinsellik. Bastırma (repression) ‘nın bir nesnesi değil, bir sıçrama tahtası, nefsini terbiye eden dervişin tekâmül (evolution) sebebidir… Bu nedenle cinsellik kutsaldır Doğu’da. Kutsanmıştır.  Türün sürekliliğini, idamesini sağlayan gizli bir âyindir sanki… Kadın da kutsaldır Doğu’da erkek de. Zevc de, zevce de izdivac da!

Ne gariptir ki, Batı’da bu trajediyi gözler önüne seren, sermek isteyen niceleri hep aforoz edilmiş, kilisenin şiddetli gazabına uğramıştır.  Yüzyılın yüce delisi Nietzsche, Andre Gide, Foucault,Heidegger, Marcuse de Sade ve ünlü yönetmen Lars Von Trier gibileri modern manifestolar okumuşlardır bu eskimiş, küf tutmuş sultaya. İnsanı varoluşun, tabiatın kayan eksenine yeniden temerküz ettirmeye çalışmışlardır. Batı’da ama Batı’ya rağmen…

‘’Deccal’’ ismiyle vizyona giren Lars’ın ‘Antchrist (2010)’  filmi, Hristiyanlığın (Katolikliğin) bu cinsel ortodoksisine, anarşist bir haykırış mesabesinde, bence. Şehvetin iptalini, şeytanın kendisine eklemlendiği kadının tatminsizliğini, erkeğin kadınsızlığını enfes bir şekilde teşhis etmekte. Klitorisini kesen kadın, erkeğin penisini ezerek, lanetlenmiş kaderine, tekliğine acı, kan ve gözyaşı içinde isyan etmekte…

Filmde, kadın ormanda (doğada) olduğu halde, doğanın içinde, erkek ile olduğu halde erkeğin olamamıştır … Madde ile manayı kaynaştıramamış, çift olamamış, nihayetinde kadının yazgısı trajedik bir psikozdan öteye gidememiştir… Evet kadının, Ortaçağ’ın cadısı ilan edilen, cahilce, vahşice yakılan, katledilen kadının…

Neticede ‘Kadın ve tabiat’ derken ‘ve’ bağlacı hiç kalkmamıştır Batı’da.  ‘İlk Günahın’ lekesini pis sularla gideremeyen Hristiyanlık, ‘tabiatıyla kadın’ demeye cesaret edememiştir, kendini aklayamamıştır.

‘Peccatum originale’,  ‘İlk Günah’ demektir… İslam’ın takdis ettiği, Hristiyanlığın lanetlediği… Âdem ile Havva’nın günahı… Şeytanın tuzağı… Erkek ile kadının müştâkı (türeyişi)…

Batı hep hadım etmiş, Doğu ise hep izdivac!..

 Gökhan Özcan

Psikoloji Bölümü

İstanbul Ticaret Üniversitesi

Tags: ,

4 Responses to “Hristiyanlığın Kadim Günahı: Cinsellik”

  1. On 26 AÄŸustos 2010 at 23:17 Hatime Akyol responded with... #

    Teşekkürler Gökhan!

  2. On 02 Eylül 2010 at 05:21 Derya Nesrin responded with... #

    Ne kadar güzel dile getirmişsin.. Ancak bu kadar duru anlatılabilirdi.. Okurken, fikrinin tazeliğine ve bu derece gerçeklik barındırmasına hayran kaldım. Tebrikler..

  3. On 05 Eylül 2010 at 13:59 Bedia Belkıs responded with... #

    Gökhan Bey harikulade bir yazıydı…
    Kelamınız daim olsun…

    Selam & Saygılar.

  4. On 25 Eylül 2010 at 23:45 Gökhan Özcan responded with... #

    Yorumlarınız için çok teşekkür ederim efendim..

Add your response