Analiz, Derya Nesrin Bıyıklı, Karalamalar, Sanat & Edebiyat

Gazoz Kapaklarından Gemiler Yapmak

 

Çocukluğumuz.. Zihnimizin en parlak dönemi..  Tıpkı altın folyolu çikolatanın dışı gibi parlak ve folyonun içindeki çikolata kadar tatlı, masum. Hafızamız saklar tüm çocukluk anılarımızı, leblebi tozu kadar uçuşkan olsalar da. Kimi zaman özlediğimiz, kimi zaman özlem duygusundan kaçınarak, yalnızca bakıp gülümsediğimiz çocukluğumuz.. Aklınıza gelen her sahne size ait, her oyun , her gülümseme, bazen her ağlama..

***
 Nerden bilebilirdik ki, en ufak bir seksek oyununun bile biz masum çocukları bugüne hazırladığını. İkinci sekmeyi geçmeden üçüncüsüne, altıncısını geçmeden yedincisine geçemeyeceğimizi bilinçaltımızın tüm süngerliğiyle çekmişiz ta derinimize. Hayatlarımızda mucize beklemenin, seksek oyunundaki ikinci sekmeden yedinci ve sekizinci sekmeye atlamak kadar imkansız olduğunu anlayabilmek çok da zor olmadı.. Baktığımda görüyorum ki, her oyun bizi geleceğe hazırlamış.. Hani gazoz kapağı oyunu vardır; oynayanlar bilirler. Herkes ortaya eşit miktarda gazoz kapağı koyar,kapaklar bir dizi halinde ard arda sıralanır, sağ ya da sol olmak üzere bir baş taraf belirlendikten sonra, sırası gelen her çocuk ellerindeki taşlarla baş taraftan vurmaya çalışır ki, en çok kapağın sahibi o olsun. Tabi, en önemlisi gazoz kapağı biriktirmek için oturup beklememekti.. Sokaklarda, tepelerde, hatta hedefe kilitlenmiş çoğu çocuk, evinden mahallesinden uzakta, sırf gazoz kapağı bulabilmek için dağlarda gezinirdi..

***

Oyun başlardı ve oyun alanı, büyük emekler  verilerek bulunan, biriktirilen gazoz kapaklarını kaybetmemek hatta daha fazlasını kazanabilmek adına hırslanmış çocuklarla tam bir er meydanına dönüşürdü. Ne zaman ki, bir çocuk, sıralanmış diziyi baş taraftan vurup, tüm gazoz kapaklarını alsın, işte o an diğerlerinin yıkımı olurdu. Yıkımdan ziyade buna hayatın acı gerçeği ile yüz yüze gelmek diyebilirim. Tıpkı hayatın bize zamanla öğrettiği şu cümleler gibi.. Her zaman bir kazanan ve bir kaybeden olur, elindeki fırsatı iyi değerlendiremezsen, kaybetmeye hazır olmalısın. Kısacası, bu hayatta ya tozu dumanına katarsın ya da tozu dumanı yutarsın. Elbette ki, her oyunda kaybetmezsin.. Kazandığında ise, bu başarı senin kamçın olur, daha iyiye ulaşmak için kendine daha keskin hedefler koyarsın; tüm hırsınla başarmaya çalışırsın.. Ta ki, hırsın seni alt edene kadar. Okula başlayıp sınavların heyecanına vardığında, hırs duygun daha da hırslanır, en iyisi olabilmek adına.. Fakat, en ufak başarısızlığında, hırsın bunu hoş göremez, atlayıp geçemez. İşte tam da bu sahnenin ortasında, kendini bisiklet üstünde buluverirsin.. Evine ulaşabilmek için dik bir yokuşu tırmanırken, pedalların ağırlığını tüm kaslarında hissederken ve tam da ayağa kalkmış direksiyona yapışmışken, hırsı bir yana bırakır, azmi bulursun. Azim duygusu önce beyninle tanışır; daha sonra tüm ruhunla birleşir..

***

Kasların, pedalların ağırlığına dayanamaz olduğunda sen hırs duyguna galip gelerek, her defasında hadi bir kere daha dediğinde, azim duygusunu bir kere daha tadarsın. Yokuşun sonuna geldiğinde,karşında evini gördüğünde, azmederek başardığının bilincindesindir. Ve artık, tıpkı o dik yokuş gibi, hayatının seni zorlayan her aşamasında uygulamak üzere, hırsına yenik düşerek başarısızlığına isyan etmeyi değil,  azmetmeyi, en önemlisi azmederek başarmayı öğrenmişsindir. Bu aşama, senin öğrenerek büyüdüğüne delalettir.
Sen, eğer azmetmeyi öğrenmişsen; çetin koşullar altında yaşayabilmeyi başaracaksın demektir.. Tıpkı, ağırlığınca karın altından bile yüzünü gösterebilen kardelen çiçeği gibi..

***
Şu gün, hayatın bizler için hazırlamış olduğu ve bize sunduğu engeller karşısında; ben de, bu yazıyı okuyan çoğu kimse gibi, engellerin zorluğuna kahırlanmayı bırakıp, tıpkı çocukluk anılarımdaki gibi dik yokuşun sonuna varabilmek için tüm varlığımla azmetmekten çekinmiyorum. Fakat, unutulmamalıdır ki, hiç kimse, ne bana ne de sizlere, bir kere daha dik bir yokuşla karşılaşmayacağımızın garantisini veremez. İşte öyle ki, azim duygusu, hedefleriniz tarafından tetiklendiği sürece varlığını ve sürekliliğini korumaktadır.

***
Ve sanırım, bizler yıllar sonra, dönüp ardımıza, gençliğimize baktığımızda çok daha fazla şey öğrendiğimizin farkına varacağız. Hani not düşülür ya, devamı arka sayfada diye.. Arka sayfalar, tüm azmimizle, başarı ve başarısızlık öykülerimizle bizleri bekliyorlar..

Not: Devamı arka sayfada..

Derya Nesrin Bıyıklı

Psikoloji Bölümü

İstanbul Ticaret Üniversitesi

3 Responses to “Gazoz Kapaklarından Gemiler Yapmak”

  1. On 02 Eylül 2010 at 02:44 Nesra responded with... #

    çocukluk oyunlarımız… onlar içinde bulunduÄŸumuz dünyaya alışma -iktidar,güç vs. iliÅŸkilerini içten içe bellediÄŸimiz- problemi için sunulmuÅŸ öylesine pratik çözümlerdi ki… “çocukluÄŸunuza inelim” esprisinin altında yatan gerçek bir çocuÄŸun dünya görüşünün 6 yaşında ÅŸekillendiÄŸi gerçeÄŸidir. gazoz kapaklarından gemiler yapmak ÅŸeklinde özetlediÄŸi yazarın bence, çocukluÄŸun bu dünyaya alışma zorunluluÄŸunu yani yarınlara hazırlanma zorunluÄŸunu bertaraf edip yepyeni bir düş dünyasını gemilerle ulaşılabilir kılmak olsa gerek. Kendimize bile söylemeye çekindiÄŸimiz bu kaçış hissini hatırlattığı için kendisine teÅŸekkürler..

  2. On 03 Eylül 2010 at 00:54 ŞEVKET BIYIKLI responded with... #

    insanların yaratılıştan itbaren zoru başarma çabaları o zor olanı defalarca denemesi her başarısızlığının ardından tekrar tekrar denemesi takii yürümeyi başarana kadar.gençler yılmak yok başarana kadar denemek çalışmak azimli olmak sonuçta başarmanın mutluluğunu yaşamak o mutluluğu bütün gençlerin yaşamasını tatmasın isterim.göreceksinizki öok güzel bir duygudur. ama tatmayan bilmez.bir babanın 20 yıllık emeğinin sonucnda mutlu olması kadar güzel bir şey olamaz.teşekkürler kızım.

  3. On 03 Eylül 2010 at 02:20 Gökhan Tüylü responded with... #

    İnsanın yaşama sebebine bakınca hayatla mücadale etme üzerine kuruludur. Bu hayattan zevk alamayan çok insan var. Bu insanlara baktığımızda hayat ile mücadalesi bitmiş kendini oyalayacak şeyler aranıyor halde buluruz. Hayat bize sıkıntı,zorluk veriyorsa bir an o sıkıntıyı düşünmeyip şanslı olduğumuzu hissetmeye çalışalım. Yaşadığımız her sıkıntı ve zorluğun bize ilerleyen senelerde güç direnç ve mutlu olmanın ne kadar değerli olduğununun farkına varmammıza sağlayacaktır. Umarım herkes bu hayatla mücadale içinde olur.

    Yazımı gazoz kapaklarıyla ilgili bir gerçeÄŸi ortaya koyarak bitirmek istiyorum. Gazoz kapaklarıyla kapitalist sistemi bile alt üst ediyorduk :) nasıl mı ? onları bir güzel ezerdik. jeton yapardık. jetonu ne yapardık ? ÇocukluÄŸumuzda ateri salonları vardı. Bilen bilir. Paramız genelde oraya yetmezdi. 10 adet gazoz fiyatınaydı bir jeton.Bizde gazozları açar kapağını ezer hep gazozları hüperdetir hem kapaığımızı jeton yapıp ateri salonunda takılırdık. İyiki 90′lı yıllarda çocuk olmusum. Mücadele etmesi öğretti bana. Åžunu da unutmayalım 90′lıların cocukları 2023′ün yöneticileri olucaktır. TeÅŸekkürler.

Add your response