Bir Kar Vakti Hayâli
Mart ayında, tüm sene yağmayan karın açık perdemden el sallayarak ve beni alaya alırcasına sürü psikolojisi içinde yeryüzüne intihar ettiği bir akşam üstüde geçiyordu hikaye. Sanki bu evrende her şey sürü psikolojisiyle hareket ediyordu ve her şey intihar ediyordu. Yüzden fazla balinanın karaya vurması olayını hatırlayarak düşündü bunları.. Belki de o hayvanlar onlar kadar olamayan insanların hastalıklı düşüncelerine katlanamadıklarından bir eylem olarak el sallayarak ve bizi alaya alırcasına sürü psikolojisi içinde karaya intihar ediyordu.. Kar taneleri gibi saçılıyorlardı yer yüzüne siyah siyah benekler olarak göründükleri gökyüzünden onlara bakınca..  Oturduğu yatakta ışık, sadece perdenin açık bölümden sızıyordu yerini giderek akşamın karanlığına bırakarak. Karı daha iyi görebilmek için ihtiyacı vardı buna ve belki de balinaları daha iyi anlayabilmek için.
Eski zamanların birinde bir rüya gördüğünü hatırladı.. Hep bir yerlere yetişmeye çalışır bir şeylerden kaçar ya da bir şeyleri kurtarmaya çalışırdı gecenin kuytu köşelerinde onu kıstıran rüya kıskaçlarında. Yine böyle bir karanlık kıskaçta her yer mavi, mor ve yeşilken, gök yüzü mavi uçan bir balina mor ve uçan bir balina yeşilken.,.
Onlar bu kez gökyüzünden bakıldığında karaya intihar etmiş siyah siyah benekleri değilken yer yüzünün ve gökyüzünün engin sularındaki birer mor ve yeşil benekken, benek olmaktan çok ve daha çok büyükken gördüğü bir rüyayı. Balinalar onu uyarmaya çalışıyordu Hacivat ve Karagözün tayfası olduğu gemisine yanaşarak. Uzaylı istilasına karşı.. Sanki bu dünyanın sırlarını bir tek balinalar biliyordu, kocamanlıkları ve sessizlikleriyle birer bilge gibiydiler yeryüzünden uzak ve onun karanlığından uzak.. Yükseklerde, gökyüzünün engin sularında ve renkliydiler..
Muhakkak bildikleri bir şeyler olmalıydı. Gelecek bir uzay gemisinden bahsediyorlardı gelecekte ve onun dost gibi görünerek düşmanlık yapacağından bizi bir şeyler ile aldatacağından.. Öyle de olmuştu nihayetinde, bu belki de başka bir hikâyeye. Güzel müzikler vardı.. Kötü müzikler de.. Anlattıkları şeyler vardı onların. Güzel insanlar vardı.. Kötü insanlar da.. Onların da anlattıkları şeyler vardı.. Her şey bir şey anlatıyordu durmadan kulağına. Onunsa aklı balinalardaydı. İnsan, her şeyin sahibi olmak istemese, kendinden büyük varlıkları bile kırmak isteğine düşmeyecekti belki de.. Müzik şiddetini arttırırken aklına düştü ki insan kendinden büyük şeylere geçmeden önce kendi gibileri kırmakla başlamıştı işe.. Çok eski, eski ve şu anki zamanlarda gördüğü bir gerçekti bu.. İnsanlar, diğer insanların hastalıklı psikolojileri yüzünden yeryüzünün yüz karası kara parçalarında pamukmuş gibi atılmıştı kimi kez, kimi kez küçücükken anne şefkatiyle battaniye serilen bedenleri zalimlerin paralarının ve güçlerinin simgesi bombalarla örtülmüştü.. Sevgilisine papatyalar toplaması gereken elleri insanların adlarını bile bilmediğim bilmek de istemediğim silahlar toplamıştı nedenini onlarında bilmediği nedenlerle. Kitaplara dokunması gereken eller, hastalıklı psikolojilerle başkalarının kadınlarına, çocuklarına, başka başka insanlara dokunmuştu.. Oysa kitaplarda yazılan balinalardan haberleri olsaydı onların… İnsan her şeyin sahibi olmak istemeseydi.. Biraz haddinden haberi olsaydı.. Ülkelerin sınırları vardı madem, insanın yok muydu? İnsan ne kendi sınırını ne de toprakların sınırı kestiremedi hiçbir zaman aslında. Kendi kafasının içine sonra da göğüs kafesinin içine hakîm olamadı ve sınırlarını bilemedi…
Başını kaldırdığında hala yağan karı gördü ve sıcak bir odada oturabildiğini düşündü güzel bir müzik çalıyordu o sırada. İnsanlar, dedi. İnsanlar kendi türündeki canlılara da hakim olamadı ki.. Haftada 2 kere geçtiği caddedeki kör satıcı amcayı düşündü. Boynuna asılı tezgâhında mendiller ve kalemler satardı. Yaşlıydı. İnsanlar eğer insan olabilselerdi, o yaşlı ve kör adam şu an burada kar yağarken orada boynunda askıyla durmak zorunda kalmazdı. Bir gün kitap almak için dışarı çıktığında dünyalar güzeli bir Çingene kızı görmüştü. Annesi yanında yoktu ve çocuk bana para verin diye sesleniyordu herkese.. Kitap işi bitip de o caddeden yine geçtiğinde ona yakın bir köşede onu gözleriyle, avını kollayan akbaba gibi gözetleyen bir kadını gördü, annesi olmalıydı. Ama anne dediğimiz doğurmakla işini bitiren varlık değildir sanıyorum. O kadın, o dünyalar güzeli Çingene kızının akbabası olabilirdi olsa olsa. Ve eğer insanlar, insan olabilselerdi o dünyalar güzeli Çingene kızı akbabalara değil anne ve babalara sahip olurdu.
Bunun gibi birçok kareyi çekmişti hafızasının deklanşörü. Gözleri perdenin kapatamadığı dış dünyaya takılınca karın durduğunu fark etti, şarkı bitmişti. İnsanların aç gözlülüğü, insan olamayışı, her şeye sahip ve hakîm olma dürtüleriyse bitmemişti muhtemelen. Balinaların ona dediklerini yorumladı kendince, uzaylılar değil de insanlar istila edecekler dünyayı. Aç gözlülükleri, vahşet güdüleri, hırslarıyla, uzaylılar değil de insanlar aldatacaklar birbirlerini bir şeylerle ve iyi olduklarına inandıracaklar diğerlerinin; fakat kötü şeyler yapacaklar kötü oldukları için. Ve rengini mavi denizlerin ve yeşil çimenlerin ve mor hayallerin birer birer siyaha çevirecekler, kirli elleri, sözleri, bedenleri ve silahlarıyla.. Belki biraz da kırmızıya, savaşlarda döktükleri masumların kanlarıyla. Ama hepsi bu, tüm renklilik onların renksizlik istekleri ve hastalıklı hakimiyet arzularıyla kırmızı ve siyaha dönüşecek. Belki bir gün çocuklar yollara düşmez, kör ve yaşlı amcalar çalışmaz kar yağarken, insanlar ellerini çeker insanların bedenlerinden, düşüncelerinden, hayallerinden, insanlar kafalarının ve göğüs kafeslerinin içindekilere hakîm olurlar, hudutlarını bilirler, ülkeler başka ülkelerin hudutlarına göz dikmez belki de hepsi vazgeçer bu hudutlardan, hastalıklı sürü psikolojileriyle atalarından miras aldıkları hırslarını törpülerler belki insanlık namına, kitap eller elleri, papatya toplar sevgililerine, pamuk gibi kalpleri olur, ve balinalar intihar etmez dünyanın bizim bilmediğimiz sırlarına dayanamadıkları için hassas yürekleri yüzünden…
Ayşenur Çömlekçi
Kocaeli Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı / Halkbilim Yüksek Lisans
nournex@gmail.com
Görsel 1: http://www.crebro.net/hadi-sicaga-gidelim/

