Evvel Zaman İçinde Lig Masalı
Her zaman ÅŸu cümleyi futbol camiası içerisinde bulunan insanlardan duyar,dinleriz. Lig uzun bir maraton. Evet gerçekten de lig maratonu içerisinde kazanmakta var kaybetmek te.BeÅŸiktaÅŸ’ın aldığı karar neticesinde ancak ÅŸu yorumu yapabiliriz. ”Biraz erken oldu ” Son yıllarda Türkiye ligine gelen yabancı antrenörler içerisinde tartışmasız en kariyerli hocalardan bir tanesi idi Bernd Schuster.
Tıpkı daha önce gelen ve kıymeti pekte anlaşılamayan Eric Gerets,Jean Tigana,Vicente Del Bosque,Louis Aragones,Frank Rijkaard gibi Avrupa Futbol pazarında hatta Dünya arenasında öne çıkan isimlerden biriydi. Saydığımız diÄŸer örneklere de Türkiye de yeterince kredi tanınmadı. Nedense büyük umutlar ve büyük fedakarlıklar ile getirilen bu antrenörlerin arkasında iÅŸler kötüye gittiÄŸi zamanda kimse durmadı. Elbette Schuster’in BeÅŸiktaÅŸ için doÄŸru seçim olup olmadığı çok tartışıldı.Ligin diÄŸer antrenörleri ile yeterince kontak kuramaması,basin ile arasındaki mesafeli tavrı,zaman zaman Türk futbol dünyasına ters gelen açıklamaları hep Schuster’in aleyhine çalıştı.
Oysaki gelen yabancı antrenörlerin başarılı olması için sadece kariyerli olması değil bulunduğu ülkenin kültürüne adaptasyonu,o ülkenin insanlarının dilini ve yaşam tarzını öğrenmedeki çabası,futbolcuları ,taraftar ve basın ile arasındaki iletişimi de en az kariyerleri kadar önemli.
Bu anlamda Türkiye gelmiÅŸ ve baÅŸarılı olmuÅŸ tüm yabancı hocaların ortak özelliÄŸi ülkenin yaÅŸam tarzına ve futbol anlayışına saÄŸladıkları uyumdu. Christoph Daum ‘un Milli Marşımızı okuması,Karl Heinz Feldkamp’ın basın ve taraftar ile kurmuÅŸ olduÄŸu sıcak iletiÅŸim,Gordon Milne’in maç sonlarında sürekli ingilizce demeç vermesine raÄŸmen kültürümüze olan yatkınlığı her zaman bu antrenörlerin hanesine artı puan olarak yazıldı.
Evet Schuster gönderilmemeliydi.Çünkü daha önce Ülkemizden ayrılan antrenörlere yeterince sabır gösterilmediği konusunda tüm spor dünyası hemfikirdi.Belki sezon sonu beklenmeli ve Alman çalıştırıcı ile yollar alınan neticeye göre değerlendirilmeliydi.
Kabul etmek gerekir Beşiktaş yapılan takviyelerden bile çok önce Avrupa kupalarında güzel sonuçlar aldı.Diğer takımlarımız beklenmedik şekilde Avrupa macerasına veda ederken bir tek Beşiktaş o sahnede duruyordu.Ve İlk geldiğinde ve ligin başlangıcında herkes bu antrenörü öve öve bitiremiyordu.
Bir Antrenör ile anlaştığın zaman hedeflerini uzun vadede koyacaksın.Yabancı bir memlekete gelen antrenör Futbol dahisi olsa alışma devresini atlatmadan başarılı olması çok zor.Bu yüzden bu uzun vadeli hedefler de istikrar,başarı ve geleneği olan bir futbol klübü olmak istiyorsan antrenörüne sahip çıkacaksın.Ve işin ilginç yanı da ne zaman takım kötüye gitse,birazcık oyunculara ve klübe zaman vermeyi bile kıskanan,sürekli olarak takımı ve klübü bir şeyler peşinde olduğunu iddia eden haberler.
Son günlerde aynı ÅŸey Gheorge Hagi için yapılıyor.Sanki Hagi kendi oluÅŸturduÄŸu bir takıma sezon başında gelmiÅŸ ve kademe kademe takımı bu noktaya itmiÅŸ gibi…Oysa sezon ortasında gelerek zaten büyük bir risk almıştı.Kendi oluÅŸturmadığı bir takıma,tanıdığı ancak zaman geçirmediÄŸi bir ekibe gelmek herÅŸeye raÄŸmen zor.
Umarım Hagi’nin Galatarasaray kariyerinde aynı sahneleri tekrar yaÅŸamayız.
OÄŸuz Akdeniz
